Vesveseden Korunma Yolu


Şeytan vesvesesiyle insanın gönlüne girip yerleşmeye çalışır. Bu sebeple vesvesenin manyetik alanından kurtaracak davranışlarda bulunmak gerekir. Söz gelimi, sevgili Peygamberimizin de ifâde ettiği gibi öfkelenince, ayakta iken oturulmalı, oturuyorken uzanmalı veya abdest alıp iki rekat namaz kılarak iç dünyâda değişikliğe sebep olabilecek olumlu bir kısım davranışlarda bulunulmalıdır. Ayrıca irâde devreye sokulmalı, elde olmadan içine düşülen boşluktan insanı çıkaracak ve tutulduğu şeytani akımdan insanı uzaklaştırarak psikolojisine etki edebilecek yollar aranmalıdır. “Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah’a sığın…”; “Takvâya erenlere şeytandan bir vesvese geldiğinde Allah’ın emir ve yasaklarını hatırlayıp hemen gerçeği görürler” (Araf / 200-201) ayetleri, bir şeyler yapmanın gereğine işaret eder. Gaflet ve dikkatsizlik şeytanî dürtülere kayış; dua ve zikir ise kulluk çizgisi içinde Allah ile irtibatlaşma ve bütün şer kuvvetlere karşı bir savunma sayılır.

Abdestin güzelce alınması, abdest dolayısıyla gelebilecek şeytani vesveseye set olabileceği gibi, hakkıyla kılınan bir namaz da, namaza engel olmak isteyen şeytana karşı bir koruyucudur. Hatta namazdaki secde, tek başına şeytanı uzaklaştırmaya yetecek bir potansiyel güç demektir. Kul secde edince şeytanın, “o secde etti kurtuldu, ben secde etmedim kaybettim” deyip başına toprak saçtığını Hz. Peygamber söyler.

“Abdest ve namazda yanlış ve kusurum oldu mu acaba?” şeklinde bir vesvese ilk defa oluyorsa, o abdest veya namaz tekrar edilir. Ama sık sık oluyorsa, sözgelimi bir abdest uzvunu yıkayıp yıkamadığından devamlı şüpheye düşen birisi hiç vesveseye düşmeden o uzvunu yıkadığını kabul ederek namaza durmalıdır. Yine namazı kaç rekat kıldığı konusunda vesveseye düşen namazının tamam olduğu kanaatiyle hareket etmeli, vesvese üzerinde durmamalı yani hiç kâle almamalı, “nasılsa mezheplerimizden birine uyar” demelidir. Gâye, şeytanın canına okuyup vesveseyi def etmektir.

“Birisi namaz kılarken abdestim bozuldu diye gönlünde bir vesvese hissederse, bu kişinin namazı bozulur mu, bozulmaz mı?” diye sorulunca Hz. Peygamber:

“Hayır. Bir yellenme sesi veya bir koku duyulmadıkça namaz bozulmaz” cevabını vererek vesveseden uzak durmayı, abdestin bozulduğuna dair kesin bilgi olmadıkça namazı bozmamayı tavsiye etmiştir.

Şeytanlara karşı bizi koruyan melekler vardır. Ancak onların korumalarına bizim de yardımcı olmamız gerekmektedir. Nitekim Peygamberimiz, “Cennette seninle beraber olmak istiyorum” diyen birine “Çok secde ederek bana yardımcı ol” buyurmuştu. Aynen bunun gibi melekler bizi korumak için ciddiyet, samimiyet, haya ve edep istiyor, bizim böyle olmamızı şart koşuyorlarsa, bizler de ancak onların isteklerini yerine getirmekle korumaları altına girebiliriz.

Bir defasında Efendimiz bir yolculuk dönüşü yorgunluktan uyanamamış ve sabah namazları kazaya kalmıştı. “Burayı derhal terk edin; şeytan burada hâkimiyet kurmuş” diyerek şeytanın manyetik alanına karşı dikkat çekmişti.

Peygamberimiz, şeytanın ezan sesinden kaçtığını anlatır. Yani şeytan ezana ve ezanın içerdiği manâlara tahammülsüz. O halde şeytandan vesvese geldikçe, Rabbimizle irtibatımızı kuvvetlendirmeliyiz.

Akla vesveseler getiren şu geçici dünyanın güzellikleri, süslü manzaraları gelecekte, cennette daha da mükemmellerine kavuşulacağı düşüncesiyle giderilebilir. Nefse yaz aylarının sıcağını bahane ettiren şeytan, insanı hizmetten alıkoymak istiyorsa, ona cehennem ateşinin çok daha sıcak olacağı hatırlatılabilir.

Dr. Yusuf MACİT

Samsun    İl Vaizi

  1. #1 by beyaz on 29 Kasım 2008 - 20:25

    bunu yayımlayan ve hazırlayandan Allah(cc)razı olsun.Gerçekten çok güzel bir duyguya varıyor insan böyle bir yola girince…hep devam etmesi ümidiyle…

(yayınlanmayacak)