Sevgililer Gününe


Sevgi; kabullenme, koruma, kollama ve sevecenlik gibi bütün olumlu duyguları içerir. Sevgi, övgü ve takdir, insana değerli olduğu duygusunu verir; değerli olduğunu hisseden insan da çevresine değer verir. Bütün sevgilerin kaynağı Allah sevgisidir. Allah’ı seven insan, O’nun hoşnutluğunu ve sevgisini kazanmak için bütün gücüyle çalışır; bütün yaratıklarını sever,  O’nun sevdiklerini sever. İncil’de “Gördüğü bir insanı sevmeyen bir insanın, göremediği Allah’ı seviyorum demesi yalandır” denmektedir. Hadiste “Bütün mahlûkat Allah’ın aile fertleri gibidir” denilir. Rabbimiz “Biz insanı şerefli, kerametli kıldık” buyurur.  Müslüman, “Ka’be, Hz. İbrahim’in yapısıdır; İnsan ise Allah’ın yapısıdır, dolaysıyla onu kıran-yıkan melundur” diye düşünür. Nitekim Abdullah ibn Amr’ın anlattığına göre Hz. Peygamber bir gün Ka’be’yi tavaf ederken; “Sen ne temizsin, kokun da ne güzel! Sen ne yücesin, senin hürmetin ne büyük! Kudretiyle yaşadığım Allah’a yemin ederim ki, Mü’minin Allah katındaki hürmeti, senin hürmetinden daha büyüktür. Mü’minin malının, kanının hürmeti de böyledir. Biz mü’min hakkında sadece hüsnü zanda bulunuruz” demekteydi. Yine Efendimiz “Mü’min seven ve sevilen kimsedir. Sevmeyen ve sevilmeyen mü’minde hayır yoktur” hadisiyle Müslümanların sevgi ve saygı içinde, çevresiyle iyi geçinen kimseler olmalarını istemektedir. Nitekim şu olay sevgili Peygamberimizin bu konudaki tavrını net olarak göstermektedir.Cerir bin Abdullah, bir kabile reisiydi. İtibarlı ve saygın bir insandı. Bir gün Peygamberimizin meclisine gelmiş; ancak kalabalıkta oturacak yer bulamamış, kimse de ona yer açmamıştı. Bunu gören efendimiz, insanlığa bir sevgi ve saygı örneği sunarak hemen kalktı, cübbesini çıkarıp yanına serdi ve: “Cerir, gel buyur; buraya otur” dedi. Cerir ilerledi, gelip cübbeyi aldı, yüzüne gözüne sürdü, sonra da başının üzerine koyarak, “Bu cübbe ayaklar altına alınacak değil, başlar üzerinde taç gibi taşınacak cübbedir” dedi. Eliyle başında tutarak çıplak yere oturmayı tercih etti. Kendisine gösterilen saygıya hürmetle karşılık verdi.Bu arada Peygamberimiz çevresindekilere “Bir toplumun ileri geleni size gelince ona ikram edin, saygıda kusur etmeyin. İsterse o insan sizin gibi de düşünmesin” tavsiyesinde bulundu. Bu olaydan da anlaşılacağı gibi Müslüman, her yerde saygı insanıdır, sevgi insanıdır. Onda sadece çekicilik görülür, iticilik değil. Dolaysıyla Müslümanlar tutum ve davranışlarıyla çevrelerine İslam dinini saygısız, sevgisiz insanlar yetiştiren bir sistem olarak göstermemeli, kim olursa olsun insanlarla iyi geçinmenin yollarını aramalıdırlar. Yazımızı bir hikâye ile bitirelim: Anlatılır ki, bir dede ile torunu evlerinin önünde boğuşan biri siyah diğeri beyaz iki köpeği seyrediyorlarmış. Torun: “Neden iki tane köpek besliyorsun?” diye sormuş. Dede: “Evladım, onlar benim için iki simgedir; iyilik ve kötülüğün simgesi; iyilik ve kötülük de içimizde böyle sürekli mücadele eder durur” diye cevaplamış. Torun tekrar sormuş: “Peki, sence hangisi kazanır?” Bilge dede gülümseyerek: “Hangisi mi evlat? Tabii ki ben hangisini daha iyi beslersem o kazanır” demiş. Evet, yine bir sevgililer günü yaklaşırken, sevgi sözünü hatırlarken gönül dünyamızda nasıl bir sevgi büyüttüğümüzü düşünmemiz gerekmez mi? Belki de bu sorunun cevabı bilge Yunus’un “Yaratılanı hoş gördük yaratandan ötürü” cümlesi içindedir.

, ,

  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)