Rızık


Rızık, Allah’ın canlılara yiyip içerek yaşamaları için lütfettiği nimetlerdir. Her canlının hissesi, nasibi, Allah (cc) tarafından yaratılır.  Allah’a inanan insan O’nun “razzak” ismine de inanır.  “Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkı Allah’a ait olmasın” (Hûd,11/6) Herkes, kendisi için takdir edilen rızkını yer, hiç kimse bir başkasının rızkını yiyemez. Kimse kendisi için takdir edilen rızkını yemeden ölmez.Her insanın, mü’min olsun kafir olsun, rızkı Allah’a aittir. Rızık için endişe edilmemelidir.  Allah bütün canlılara yetecek miktarda rızık yaratır. Ama bazen yeryüzündeki zorbalar zayıfların rızıklarını gasp ederler. Onların da cezası Allah’a aittir. Rızık temini için çalışmak farzdır.  Çalışmak, sebeplere yapışmaktır; başkalarına yük olmamaktır; hiçbir kimse kendi elinin emeği, alnının teri ile kazandığından daha hayırlı bir lokma yiyemez. “Allah (cc) kulunu helal kazanç talebinden yorgun düşmüş görmeyi sever” (Tac, II/35) Allah (cc) insanların ve canlıların ihtiyaç duyduğu her şeyi yaratarak, yeryüzüne depo etmiştir. İnsana düşen, hem bu dünyadaki, hem ahiretteki rızkı için gayret etmektir.Belh vilayetinden Şakik, ticaret için yolculuğa çıkar. Kısa bir müddet sonra geri dönüp İbrahim b. Ethem’e uğrar. İbrahim, niçin döndüğünü sorar. Şakik de, yolculuğum esnasında kıraç bir yerde yatan, kanatları kırık bir kuş gördüm. Kendi kendime, “Bu nasıl karnını doyuruyor, rızkı nereden geliyor” diye merak ettim. Bir de baktım ki, bir başka kuş ona yiyecek getiriyor. Bu durumu görünce içimden kendi kendime, “Bir topal kuşun dahi karnı doyarken, ben niçin uzak diyarlara gidiyorum” dedim ve geri döndüm, der. Bunun üzerine İbrahim, “Yazık sana Şakik, başkalarının yardımıyla yaşayan topal bir kuş olmaya razı oluyorsun da, hem kendisi hem de başkalarına faydası dokunacak çalışkan bir kuş olmaya niçin razı olmuyorsun? Sen peygamberimizin ‘Yüksek el (veren el) alçak elden (alan elden) daha hayırlıdır’ buyurduğunu duymadın mı? neden sen o kırık kanatlı kuşa yiyecek taşıyan sağlam kuş gibi yüksek dereceli olmak istemiyorsun?” deyince, Şakik hatasını anlar, özür dileyerek, tekrar yola koyulur. İnsanlar dünyaya gelirken, Allah’ın kendileri için takdir ettiği rızıklarını da beraberinde getirirler. Fakat kimi çok zengin olurken, kimi de açlık ve sefalet içinde ömür tüketir. Aslında Allah’ın bizleri yaratması, hayatımızı devam ettirebilecek kadar bize rızık vermesi onun lütfudur. Zira Allah, bunları yapmaya mecbur değildir. Rızık taksimi yaparken, az veya çok vermesi kendi iradesinin tecellisidir. Bundaki hikmet; imtihandır. Fakirliğin mal, mülk noksanlığının imtihanıdır.  Allah’ın kulundan istediği sabırdır. Çünkü güç durumlara sabretmek, isyana kalkışmamak kalplerdeki inancın sağlamlığını gösterir.Bir insan, dağlar kadar mal ve yiyecek kazansa da, ömrü boyunca kazandığından yiyeceği ve midesinin alıp hazmedeceği miktar belirlidir. Kazandığı malın hepsini midesine doldurma imkânı yoktur. Bu sebeple bir mü’min kazandıklarından ihtiyaç fazlasını muhtaçlara dağıtarak manevi rızık yani ahirete azık kazanmaya çalışması güzel bir davranıştır.Dr. Yusuf MACİT İl Vaizi/Samsun

  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)