Ölüm Gerçeği


İnsan, sonsuza yönelik fitrî bir duygu taşır; bu sebeple dünyada kendisini hem zaman, hem mekân, hem de şartlar itibariyle zindanda hisseder. Kim vicdanını dinlese, onun “ebediyet, ebediyet” dediğini duyacaktır. Eğer ona bütün bir kâinat mülk olarak verilse bile, mademki sonludur, dolayısıyla o yine sonsuzluk isteyecektir.

İnsandaki bu duygu, bu arzu bir gerçeğe işaret eder ki, o da, ebedî bir hayatın varlığıdır. İşte ölüm, bu ebedî hayata açılan kapıdır. Ölüm, hayat gibi yaratılmıştır ve bir varlığı vardır. Allah canlı bir varlıkta ölümü yaratır ve o varlık ölür. Allah’ın yaratması her halükârda güzel olduğu için, ölüm de özü itibariyle güzeldir.Dünyada iken iman edip, salih amellerde bulunanlara kabirde, kendileri için hazırlanan Cennet’ten pencereler açılır. Peygamberimiz, ağır sekerat yani ölüm hali yaşasalar bile, salih insanların ruhlarının nihayette bir testiden suyun dökülmesi gibi kolay alındığını ifade eder. Bunun da ötesinde, şehitler öldüklerini bilmeyip, daha iyi bir âleme ve daha iyi bir hayata alındıklarına inanırlar.Ölüm, zahiren bir çözülme, çürüyüp toprağa karışma, hayatın sönmesi, lezzetlerin bitmesi gibi görünse de, aslında ağır hayat sorumluluklarından kurtulup, ücret almaya bir geçiş koridorudur. Bir yer değiştirme, ebedî hayata bir davetiyedir. Dar ve sıkıcı dünyadan olabildiğince geniş bir dünyaya geçmedir. Hayatın bilhassa yaşlılık sebebiyle gittikçe çekilmez hale gelen dert ve ızdıraplarından kurtulup, Ebedî Sevgili’nin rahmet dairesine alınmadır. Önceden göçüp gitmiş ahbaba, yakınlara, ecdada kavuşmadır. Dünya, Cenab-ı Allah’ın sürekli bir hayat ve ölüm verme devr–i daimi içinde çalkalanmakta, an be an yenilenmekte, tazelenmektedir. Ölüm, bu dünya hayatından çok daha mükemmel bir hayata geçiştir. Nitekim toprağa düşen tohumun görünürde çürümesi ve toprak altında geçirdiği kimyasal işlemler sonucunda bir ağaç olarak yeryüzüne çıkması gibi, hayatın birinci basamağı olan bitkiler de hayvanlar ve insanlar tarafından tüketilince hayvanların ve insanların hayat mertebelerine yükselirler. Yine aynı şekilde, etleri yenen hayvanların insan vücudunda ölerek daha yüksek bir hayat mertebesine yükselmeleri gibi ölüp cesediyle toprağa düşen insanoğlu da, kıyamet hadiseleri sonucunda sonsuz ve çok daha yüksek bir hayat mertebesine çıkacaktır. Bu sebeple ölüm, denebilir ki dünya hayatından daha yüksek bir gerçektir. Tabiî bütün bu söylediklerimiz mü’minler içindir. İnkârcılar da, sonsuz ve daha üst bir hayat mertebesine yükseleceklerdir ama onlar için bu ikinci ve sonsuz hayat sürekli azap ve ızdırap olacaktır. (Bu yazı Ali ÜNAL tarafından hazırlanan Kur’an Meali ve Açıklaması isimli eserden özetlenmiştir) Dr. Yusuf MACİT İl VaiziSamsun

  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)