Namazla İlgili Kısa Notlar-IV


Tadil-i Erkâna Riayet

Ta’dîl-i Erkân(=Rükünlerin hakkını vererek namaz kılmak), namazlarda özellikle rükûda, kavmede (yani rükûdan kalktıktan sonra ayakta durmada) secdelerde ve celsede (yani iki secde arasında oturmada) her ha­re­ket­ten son­ra bir miktar durmak ve bu hareketler arasında hareketsiz kalarak kalkmayı eğil­me­­den ayırmaktır. Burada amaç namazı tertip ve düzenli kılmak ve bütün rükünleri, esasları usulüne uygun bir şekilde yerine getirmektir. Daha açık bir ifadeyle rükûdan kı­ya­ma doğ­ru­lur­ken sakin bir şekilde hareket etmek, vücudu dim­dik bir ha­le getirmek ve böylece organlar sükûnet bul­unca en az bir ke­re, “Sübhânallah (=Al­lah’ı her tür­lü ek­sik­lik­ten ten­zih ede­rim)” di­ye­cek ka­dar ayak­ta du­rup da­ha son­ra sec­de­ye var­maktır. Yine secdeyi sükûnetle yerine getirmek ve iki secde arasında doğrulup “Sübhânallah” diyecek kadar (=bir tespih mik­ta­rı) oturmaktır.Söz gelimi rükûdan doğruluş ve orada “Sübhânallah” diyecek kadar bekleyiş vacip olduğu gibi iki secde arasında “Sübhânallah” diyecek kadar oturmak da vaciptir. Fakat burada birinci secdeden başı kaldırmanın farz olduğu ifade edilmektedir. Zira bir rekâtta iki secde olduğundan ikinci secdeyi yapabilmek için önce birinci secdeden başı yukarıya kaldırmak gerekmektedir.Diğer taraftan rükûda üç defa “Sübhane Rabbiyel âzim (=Yüce olan Rabbimi her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim)”  ve secdelerde üçer defa “Sübhane Rabbiyel âlâ (=En yüce olan Rabbimi her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim)” demek, yine “Semiallahü limen hamideh (=Allah, kendisini öven kimsenin övgüsünü işitir)” diyerek rükûdan doğrulduktan sonra “Rabbena lekel hamd (=Ey Rabbimiz! Hamd, övgü yalnız sanadır)” demek de farz veya vacip olarak değerlendirilen tadili erkânı tamamlamak içindir. Ta’di­li erkân; Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mez­hep­le­ri­ne ve Hanefi mezhebinden Ebû Yu­suf’un içtihadına göre na­mazın bir rü­knüdür. İmam Azam ile İmam Muhammed’in içtihadına göre vaciptir. Hanefi mezhebinden İmam Ebû Yusuf,  tadil-i erkânsız kılınan bir namazı yeniden kılmak gerekir derken İmam Azam ile İmam Muhammed tadil-i erkânın terkinden dolayı sadece sehiv secdesi gerekir demişlerdir. Sonuçta bize düşen tadil-i erkâna uygun olmayan bir namazı yeniden düzgünce kılmak ve böylece ihtilaftan kurtulmaktır. Nitekim vacibi terk etmek, tahrimen (=harama yakın) mekruh olduğu gibi tahrimen mekruh sayılan bir şeyi terk etmek de vaciptir. Dolaysıyla namazın vaciplerini kasten terk etmek veya ta’dil-i erkâna riâyet etmemek gibi harama yakın mekruh sayılan bir kısım davranışlar sebebiyle namazı yeniden kılmak vaciptir.Evet, hayatın en yararlı ve en kıymetli saatleri ibadetle geçen zamanlardır. Namazda acele etmek saygıya ve edebe aykırıdır.  Dr. Yusuf MACİT  İl Vaizi/Samsun

  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)