İsraf


İsraf, maddî-manevî her türlü servet ve imkânın boşu boşuna harcanmasıdır ve haramdır. Bu sebeple akıllı Müslümanlar “Faydasız söz, iş ve davranıştan kaçınırlar” (Müminun, 23/3) “Kendilerini ilgilendirmeyen şeyleri terk ederler” (Tirmizi, Züht, ll). “Harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır” (Furkan, 25/67)Kişinin kendisine, ailesine ve milletine bir faydası dokunmayacak harcamaları israftır. İhtiyaç olduğu halde, kendisi, ailesi ve milleti için harcamayıp kısması da cimriliktir. Bu ikisinin ortası “iktisad” dır, dengedir. Âlimler, “İsrafta hayır yoktur, hayırlı işlerde de israf yoktur” demişlerdir.

Hz. Peygamber (as), elbise ve ayakkabısını yamayacak kadar eskiterek giyiyordu. Evi son derece sade idi. yemek kaplarında çöpe gidecek hiçbir parça bırakmaz, yere düşen ekmek kırıntılarını da üzerlerindeki tozu-toprağı sildikten sonra yerdi. Hz. Aişe diyor ki, bir gün Resulullah odama gelmişti. Yere düşmüş bir ekmek parçası gördü, eline aldı ve “Ey Aişe, nimetin kıymetini bil. Çünkü şu ekmek bir toplumdan nefret edip kaçtı mı bir daha ona dönmez” buyurdu. (İbn Mace, Et’ime 52) Yine hadislerinde “… Kim sofrada dökülen kırıntıları toplarsa, Allah ona rahmetiyle muamele eder; Kim ekmeğin hakkını hafife alır, hürmette noksanlık gösterirse Allah ona açlık musallat eder; … Kıtlık hürmetsizlik sebebiyle olur” buyururlardı. Hz. Peygamber, boy abdesti alırken bile ancak 2 – 2,5 litre kadar su kullanıyordu. Bir gün ashabından Sa’d abdest alırken çıkageldi. Onun çok su kullandığını görünce “Bu ne israf” diye sordu. Sa’d, “Abdestte de israf olur mu” demesi üzerine Efendimiz, “Evet, akmakta olan bir nehir kenarında olsanız bile” buyurdu. (Hadisler ve ayrıntılı bilgi için bkz: İbrahim Canan, Çevre Ahlakı; Yunus Macit, Hz. Peygamberin Sünnetinde Çevre)

Bir ayette Rabbimiz, “İnsan, yiyeceğine bir baksın” (Abese, 80/24) buyurur. Aslında bizim, yararlandığımız nimetlerin en küçüğüne bile gücümüz yetmez. Bir düşünelim; bir lokma ekmeğin bize kadar gelmesi için, bir buğday tanesi toprağın içinde nasıl canlandı? Tohumdan çıkan narin filiz, nasıl toprağı yarıp çıktı? Hayat veren yağmur yüklü bulutlar ve uzayın derinliklerinden gelen gün ışığı ona nasıl ulaştı? Bunlardan biri eksik olsaydı bütün insanlar bir araya gelerek o eksiği tamamlayabilir miydik? Geçekten de bir lokma ekmeği ağzımıza götürmeden önce parmaklarımızla adeta bir mucize tuttuğumuzun farkında mıyız?

Bu yazıyı kaleme alışımın sebebi, İstanbul’da, günlük üretilen yaklaşık 15 milyon ekmeğin 1/10’inin yani her gün yaklaşık 1,5 milyon ekmeğin çöpe gidişinin bizzat Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından açıklanmasıydı. Bu dehşet verici bir durumdur. Mevla’mız bize “Yiyin, için fakat israf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez” (A’raf, 7/31) buyurmaktadır. Aslında bu sevilmeyiş nedenlerini israfın sebeplerinden de anlamak mümkündür. Bunlar, sefihlik, akılsızlık ve ileriyi düşünememek; ölçüsüzlük, israfı cömertlik zannetmek; riya, gösteriş ve moda düşkünlüğü gibi sevimsiz şeylerdir.

İsraf, dengeyi bozar, aile ve toplum düzenini sarsar. Bozgunculuk ise şeytanca bir şeydir. Nitekim Kur’an’da da “Saçıp savuranlar şeytanların dostları” (İsrâ, 17/27)  olarak tanıtılmışlardır.

Dr. Yusuf MACİTİl Vaizi/Samsun

  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)