Günah Psikolojisi


Ne attan düşmedik yiğit, ne de sürçmedik at yoktur.  Önemli olan düştükten sonra doğrulup kendine gelmektir. Günah akrep, yılan ve çıyan gibidir. Onların ne zaman ve nereden saldıracakları belli olmadığından günah da onlar gibi kal-leştir. Günahlara karşı daima uyanık bulunmak mü’minin şiarı olmalıdır. Günaha karşı umursamazlık ise en büyük günahtır. Unutmayalım: Günahlara karşı tetikte durmak, Allah’a karşı vefalı olmak demektir.
Günah işlediği halde onu sezemeyene gelince, o zaten “kel en’ami belhüm edall” (A’raf, 7/179) tokatını yemiş ve hayvandan da aşağı bir dereceye düşmüş-tür. Zira, hakikatten başka her yol, hakikatten başka sonuçlara götürür.
Gönülde pas bırakan günah, bünyeye musallat olmuş bir virüs gibidir; er-geç kendini hissettirir. Buna karşılık gerçek mü’min günahlarından hemen tövbe eden ve her an Allah (cc) ile bağı olan insandır. Günahlar ise bu irtibatı kesen zararlı virüslerdir.
Günah, içte çöküntü, bir terslik ve fıtratla zıtlaşmadır. Günah işlemeye devam eden kimse, bütün bütün ipi elden kaçırır ve artık, ne bir irade, ne bir direnme, ne de kendini yenilemeye mecâli kalmaz. Günah adeta iradenin yüzüne atılmış bir tükrük ve rûha içirilmiş bir zakkum olur. Belki de bu sebepten dolayı günahtan zevk alan insan sefîl; günahla ruhunu dinamitleyen insan da hoyrattır.
Günah, insana bahşedilen güzel kabiliyetleri ve yüce duyguları söndüren bir fırtına ve kalbî hayatı çepeçevre saran zehirli bir dumandır. Bu fırtınaya marûz kalan kurur; bu zehirli havayı teneffüs eden de ölür.
Âdem (as), şahsî hayatında açtığı böyle bir gediği, gözyaşlarından meydana getirdiği ummanlar içinde, yüze yüze aşabilmişti. Şeytan ise, baş aşağı düştüğü o günah gayyâsından kurtulamamış ve helâk olmuştu. O halde, Allah’ın kahret-mediğini görüp şımarma; mühlet verdiğini düşün ve ürper! Başkasının günahı ile değil, kendi günahınla meşgul ol. Başkalarının ayıplarıyla meşgul olan, hayat boyu hep ayıp yapar.
İnsan olarak hepimizin eksiği, günahları vardır. Arzu ederiz ki Allah affetsin on-ları. Fakat aynı arzuyu başkalarının günah ve hataları adına gösteremiyoruz. Allah hepimizin Allah’ı; O Raûf, O Rahîm ve O Kerim. “Rahmetî vesiat külle şey”; yani rahmetim her şeyi kuşatır, buyuruyor. Allah’ın kânûnu, çamurun içinde duran kimseleri hemen tutup çıkarması, yıkayıp kirden arındırması ise şayet, ki öyledir; bizim, günahkârları çamur içinde görmeye hakkımız yoktur. Allah, dilerse affeder onları. Dolayısıyla “günahları unutmama” herkes için geçerlidir. Kısaca herkes, sadece kendi günahlarını unutmamalıdır. Unutmamalıdır ki günahlarına karşı te-tikte durabilsin ve onlara daha yeni yeni günahlar ilave etmesin.

Dr. Yusuf MACİT
Halk Gazetesi

, , ,

  1. #1 by reyhan on 26 Mayıs 2010 - 18:49

    Allah razı olsun vereceğim sohbet içn çok yardımcı oldunuz

(yayınlanmayacak)