Anne ve Baba


Hayatlarını evlatları için feda eden iki kutsal varlık, anne ve babadır. Ve hayatın önemli gerçeklerinden biri de, anne-babanın evlatlarına karşı hissettikleri şefkat duygusu ve onların bu şefkatine karşılık kendilerine hürmet etme görevidir. Evet bu, insani değerlerini kaybetmeyen her bir evladın üzerine farz bir görevdir.  Bu görev, o fedakârlara samimiyetle hürmet ve hizmet etmek, rızalarını kazanmak ve kalplerini hoşnut etmektir.Anne ve babasına itaat eden bahtiyar bir evlat, kendi evladından da aynı saygıyı gördüğü gibi anne-babasını rencide eden talihsizler de ahirette görecekleri azaptan evvel, daha dünyada peşinen birçok felaketlere uğrarlar. Anne-baba, geçim derdindeki bir insanın hanesinin bereketi, rahmetinin vesilesi ve belaları def eden dua kaynağıdır. Ayrıca haksızlığa uğrayan mazlumun duası, misafirin ikramını gördüğü kimseler için duası gibi anne-babanın çocuklarına yaptığı dua da kabul olacağından şüphe olmayan dualardandır. Nitekim Efendimiz, anne-babanın evladına duası peygamberin ümmetine duası gibidir, buyurmuştur.  Evlatların anne ve babalarına karşı bazı görevleri şöyledir: Anne ve babaya karşı güler yüzlü ve tatlı dilli olmak, çağırdıklarında bekletmeden hemen koşmak, Allah’a itaatsizlik olmadıkça isteklerini yerine getirmek, geçim sıkıntısı içerisinde iseler yardım etmek ve ihtiyaçlarını gidermek, hastalık veya yaşlılık sebebiyle hizmete ihtiyaç duyuyorlarsa seve seve hizmet etmektir. Ayrıca, anne ve babamın ölümlerinden sonra onlar için yapabileceğim bir iyilik var mı diye soran birisine Peygamberimiz, “Evet, onlar için Allah’tan af dilemek, vasiyetlerini ve taahhütlerini yerine getirmek onlar vasıtası ile yakın olan amca, hala, dayı, teyze gibi kimseleri ziyaret etmek ve dostlarına ikramda bulunmaktır” buyurarak onların vefatlarından sonra da bazı görev ve sorumluluklara dikkat çekmiştir. Anne ve baba hangi yaşta bulunursa bulunsun, evlâdın onlara karşı görevlerini yapması gerekir. Anne-baba varlıklı olabilir; evlâdının parasına puluna ihtiyaç duymayabilir. Hatta kendilerine bakan, işlerini gören hizmetkârları da bulunabilir. Bu durumda evlâda düşen görev, onların gönlünü almak; isteklerini yerine getirmektir. Çünkü paranın her şeye gücü yetmez. Sevgi dolu bir bakış, candan bir davranış, muhabbetle kucaklayış parayla alınabilecek şeyler değildir. birisi Hz. Peygambere savaşa katılmak istediğini ve bu konuyu kendisiyle istişare etmeye geldiğini söylediğinde Resûlüllah (sa), “Annen sağ mı” diye sormuş, o da, “Evet” deyince, “Öyleyse annene hizmet et; çünkü Cennet onların ayakları altındadır” (Nesâî, Cihâd 6) buyurmuştur. Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ’nın henüz Müslüman olmayan annesi yanına gelmiş, o da Resûlullah’ın görüşünü almak için,  Annem beni özleyip gelmiş, ona ikramda bulunabilir miyim diye sormuş, Peygamberimiz de, “Evet, annene iyi davran!” (Buhârî, Hibe 29) buyurmuştur. Yazımızı İsra suresinin 23 ve 24. ayetleri ile bitirelim:23. Rabbin, sadece Kendisine ibadet etmenize ve anne-babaya, Allah’ın sizi sürekli gördüğünün şuuru içinde ve mümkün olan en iyi şekilde davranıp, onlara daima iyilikte bulunmanıza hükmetti. Şayet onlardan biri veya her ikisi yaşlanmış olarak yanında bulunursa, sakın (varlıklarını ve onlara hizmeti yüksünerek) kendilerine “öff!” diyecek ölçüde bile olsa kötü söz söyleme; onları azarlama ve daima onlara tatlı ve gönül alıcı sözler söyle.24. Şefkat ve merhametle onlara kol kanat ger; karşılarında alabildiğine alçakgönüllü ol ve haklarında, “Rabbim, nasıl onlar beni çocukluğumda şefkat ve ihtimamla büyütüp yetiştirdilerse, Sen de onlara öyle merhamet buyur!” diye dua et.   Dr. Yusuf MACİT     İl Vaizi              Samsun

  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)